HİZBULLAH’IN SURİYE KATLİAMLARINA KARIŞMASI:BELGELER

İRAN ANALİZ / Şii Hizbullah Hareketi’nin Suriye halk devriminin bastırılmasında Esed rejimine destek verdiğine dair çokça haber, analiz ve yorum yazıldı. Suriye muhalefeti kanlı baskınlar, saldırılar ve katliamlarda Şii Hizbullah, Bedir Tugayları, Mehdi Ordusu ve İran Devrim Muhafızlarının Esed güçlerine tam destek verdiğini sıkça dile getirdi. Şimdi yayımlayacağımız ve TÜRKÇE İLK DEFA yer alacak bilgiler Hizbullah’ın Esed rejimine verdiği desteğin boyutlarını gözler önüne serecektir.

Hizbullah hareketi el Menar televizyonu, el Nur radyosu, el İntikad dergisi gibi bilinen resmi yayın organları ve kendisine bağlı irili ufaklı onlarca medya kuruluşuyla Esed rejimine tam destek vermektedir. Bununla da yetinmeyerek Suriye Hür Ordusu komutanlarının ve muhalefetin belirttiği gibi bizzat militanları gösterilerin bastırılmasında yardımcı olması için Suriye’ye göndermektedir. Gözlemciler şiddetli bir şekilde elindeki tüm basın-yayın-enformasyon ağını Esed rejimini destek için kullanan hizbin hayli hayli askeri imkanlarını da kullanabileceğine işaret ediyor.

Peki bu iddialar ne derece doğru, niçin Hizbullah devlet imkanları olan Esed rejimine böylesi bir desteği veriyor, destek nasıl ve ne şekilde gerçekleşiyor?

İran’ın stratejik müttefiki olan Suriye’ye kuruluşundan bu yana varlığını borçlu olan Hizbullah mevcudiyetinin devamı, lojistik ikmal yolları ve tüm desteğini buradan alıyor. Dolayısıyla da yokluğu kendisinin yokluğu anlamına geliyor.

Suriye devriminin başlamasıyla birlikte bazılarının zaten Suriye’de bulunduğu Hizbullah unsurları Suriye Esed güvenlik güçleri ve ordusuyla birlikte hareket ettiler. Gelen liderlik emirleri doğrultusunda gösterilerin bastırılmasında yer aldılar. Suriye halkının görgü tanıklığı bunları doğruluyor. Zira gösterilere saldırılarda Şiilerin sloganları atılmaktaydı. Örneğin 20 Mart 2011 tarihinde Suriye Devrimi Gençlik Birliği yaptığı açıklaması, Suriye eski vekili Memun el Humsi’nin 21 Mart 2011 tarihli ithamları ve aynı zaman diliminde çeşitli uydu kanallarına konuşan Suriyeli göstericilerin açıklamaları bunu doğruluyor.

Nisan ayının sonlarına doğru Hizbullah örgütüne mensup Şam üniversitesinde okuyan Lübnanlı öğrenciler aynı üniversite öğrencilerinin gerçekleştirdiği eylemi basan Esed güçleri ve Şebbihalara destek veriyordu. Bunun üzerine öğrenciler açıklama yaparak Hizbullah’ın olaylara karıştığını belirterek: “Güvenlik güçleri fakülte çalışanları, Baas örgütü Suriye Öğrencileri Milli Birliği çalışanları ve bazı Lübnan Hizbullah öğrencilerinin yardımıyla göstericileri darp etti.  Yine saldırganlar arasında bazı İranlı öğrenciler de yer almaktaydı. Yakaladıkları İranlı öğrencilere kendilerinin Suriye’de olduklarını İsrail’de olmadıklarını söylediklerini belirtiyorlar.

ESED GÜÇLERİNİN YANINDA ÖLDÜRÜLEN HİZBULLAH TERÖRİSTLERİ

Haziran ayının ilk haftasında Suriye İhvanul Müslimin Hareketi sitesinde halkı hedef alan Esed güçlerinin yanındaki beş Hizbullah teröristinin öldürüldüğünü söyleyerek bunların isimlerini paylaştı. 2 Haziran 2011 tarihli açıklamada isimlerin hizbin lider kadrosuna ulaştırıldığı belirtildi ve Esed güçlerinden ayrılan askerlerin bunları halkı katlederken öldürdüğüne yer verildi. Suriye’de öldürülen Şii Hizbullah teröristlerinin isimleri şöyle:

1- Talal Hasan el Hac Hasan

2- Ali Ahmed el Musavi

3- Muhammed Ali İsmail

4- Ziyad Ali Beydun

5- Hüseyin Muhammed Şuayb

12 Haziran 2011 tarihinde Esed güçlerinden ayrılarak Türkiye’ye sığınan Ahmed Halef yaşadıklarını ve gördüklerini kayıt altına alarak Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleriyle paylaştı. Ordu subayı olan Halef açıklamalarında ordunun bazı noktalara keskin nişancılar yerleştirdiğini, bunların ya sivil giyimli polisler ya da Hizbullah militanları olduğunu, ordudan ayrılan askerleri hedef alıp öldürdüklerini söyledi. Elbette aynı keskin nişancıların onlarca masum Suriyeliyi katlettiğine dair çok sayıda video da paylaşım sitelerinde mevcut.

14 Haziran 2011 tarihinde Esed ordusundan ilk ayrılan ve Hür Subaylar teşkilatını kuran Binbaşı Hüseyin Hermuş kamuoyuna yaptığı açıklamada, Suriye halkının gerçekleştirdiği protesto eylemlerinin bastırılması için İran ve Hizbullah unsurlarının varlığını ilk defa ortaya koymuştu. Hermuş halen sebebi belirlenmeyen ama Türkiye’de istihbarat veya asker içerisinde Alevi veya Esede yakın, hükümet karşıtı unsurların eliyle Suriye rejimine teslim edilmişti. Kendisi işkencelerle Suriye devlet televizyonunda Türkiye’ye yönelik asılsız birçok iddiayı dillendirmek zorunda kalmıştı. Haberler işkenceler neticesinde infaz ile Hermuş’un öldürüldüğü yönünde. Ki Hizbe bağlı medya kuruluşları üç ay boyunca bu subayın ismini dillendirmedi. Esed resmi medyası tutuklandığı yönündeki haberi geçince harekete geçip duyurdu!

26 Haziran 2011 – Suriyeli muhaliflerin bastırılmasını kolaylaştırmak için Humus’taki Riyle köyüne havan topu saldırısı düzenledi Hizbullah. Hoş Seyyid bölgesinden Hıdır el Hac Hasan, Ali el Hac Hasan Hizb militanlarını geçirdi.

27 Temmuz 2011 – Cumhuriyet Muhafızlarından ayrılan ilk asker Urinet Kanalına çıkarak burada önemli ifşaatlarda bulundu. Sonrasında Şarkul Avsat gazetesine de demeç verdi. Buna göre gösterilerin bastırılması için Hizbullah güçleri Esede destek vermekteydi. Ayrılan asker Ürdün’e firar ettiğini burada medyaya demeç vermesinin yasak olduğunu, ancak buradan çıktıktan sonra gerçekleri duyurabildiğini belirti. Şehadetine göre 16 Nisan tarihinde Suriye Cumhuriyet Muhafızlarına ait askeri elbiseleri Mahir Esed liderliğindeki dördüncü tugayın karargahı olan Mufarrak el Sabbura’da Beyrut-Şam yolunda Hizbullah militanlarına teslim ettiklerini söylemekteydi.

31 Temmuz 2011 – Kahire’deki Suriyeliler Şarkul Avsat gazetesine verdikleri bilgide gösterilerde İran ve Hizbullah bayraklarının yakılmaya devam ettiklerini söylemekteydiler. Sebebi ise İran  Devrim Muhafızları ve Hizbullah militanlarının halk katliamında rejime verdikleri destekti. Dubbatul Ahrar – Hür Subaylar adlı rejimden ayrılan askerlerin kurduğu bilgi çatışmalarda birçok Hizbullah teröristinin öldürüldüğünü, bunların fotoğraf ve itiraflarını kaydettiklerini söylemekteydi. Hizbullah siyasi birimi üyesi Galib Ebu Zeyneb aldı şahıs gösterileri bastırırken yaralanmış başından aldığı yaradan ötürü hemen Trablus’taki hastaneye nakledilmişti. Durumun ciddiyetine binaen Beyrut’un güney mahallelerinden bir hastaneye gönderilmiş; ancak eski hastanedekilere olayın duyurulmaması ısrarla tenbih edilmişti!

26 Ağustos 2011 – Suriye Devrimi Gençlik Birliği genel sekreteri Vahid Sakar yaptığı açıklamada Hizbullah’ın Suriye olaylarına karıştığını ifade etti. 17 Eylül 2011 tarihinde Ekhbar el Müstakbel adlı televizyon kanalı Suriye ordusundan ayrılan bir subayın tanıklığını paylaştı. Bu subay İran devrim muhafızlarıyla Hizbe bağlı güçlerin halkın bastırılmasında yer aldığını söylemekteydi. Açıklamada Hizbullah unsuru 27 kişiden ve  23 İranlıdan sorumlu olduğunu söyleyen subay bunun rejim ordusu, Şebbiha ve güvenlik güçleriyle gösterilerin bastırılmasında yardımcı olduklarını belirtmekteydi. Bunlardan bazıları internetteki paylaşım sitelerinde dolaşmakta, Esed güçleriyle Hizb ve İran güçlerini birbirinden ayırt edici işaretlerin kullanıldığı, tank içerisindeki Esed askerlerinin Nasrallah güçlerine seslenerek onları çağırdıkları, övdükleri görülüyor. “Hela Hela Ya Cemaat Nasrallah” deniyor.

Daha önceki tanıklıklara, ordudan ayrılan komutanların ve insan hakları örgütlerinin ifadelerine ek olarak 6 Ağustos 2011 tarihinde başka bir haber daha yayımlandı. Buna göre göstericilere ateş açmayı reddeden askerler İran devrim muhafızları ve Hizbullah terör unsurlarınca vurularak öldürülmekteydi.

Gösteriler için sokaklara dökülen Suriye halkını katleden Esed güçlerine destek veren İran Devrim Muhafızları ile Hizbullah unsurlarından bazıları öldürüldü ve ele geçirildi. İşte bunların üzerinden çıkan veya ordudan ayrılan subay ve askerlerin ele geçirdiği belgeler birçok gerçeği ortaya koyuyor. Belgelere göre Hizbullah unsurlarının askeri hattı kullanarak Suriye’ye girişine izin verilen, Halepe geçişinde Suriye güçlerinin kolaylık sağlamasını emreden, gösterilerin bastırılmasında yardımcı olmaları için kalacak yer temini gibi resmi talimatlar görülüyor.

BELGELER

Bunlara ek olarak Lübnan güvenlik güçleri de Suriye’ye doğru giden silah ve adam yüklü Hizbullah’a ait konvoyları kontrol ediyor veya durduruyordu. Bu konvoydakilerin Lübnan Savunma Bakanlığından korunmalarını isteyen resmi yazılar çıkıyordu. Dahası resmi talimatta konvoyun Suriye’ye geçişinin kolaylaştırılması emrediliyordu. Tıpkı Suriye İçişleri Bakanlığın “hareket kolaylığı” temin edilmesi yönündeki emrinde olduğu gibi. Örneğin 13 Ağustos 2011 tarihinde silah dolu bir konvoy sınır bölgesinde durduruldu. Ancak Lübnanlı resmi makamların emri konvoyun geçişine izin verilmesi yönündeydi.

Suriye halk devriminin bastırılmasında tüm medyası ve imkanıyla karalama kampanyası başlatan Hizbullah örgütünün silah ve militan desteğiyle Esed’e yardım etmesinden daha doğal ne olabili? 18 Mayıs 2011 tarihinde Viam Vehab da alenen Türkiye’yi tehdit etmemiş miydi? “Elimizle, silahımızla ve göğsümüzle Suriyeyi korumak için savaşacağız, düşmesine izin vermeyeceğiz?” dememiş miydi? Yine Hasan Nasrallah son derece çirkin ve saldırgan bir üslubla milyonlarca Suriyeliyi direniş karşıtı, Siyonizm batı uşağı vs vs diye itham etmemiş miydi?

Aşağıda görüldüğü gibi Hizbullahın resmi tv kanalının internet sitesinde 21 Ocak 2012, 21.32 itibariyle çirkin karapropagandanın tüm hızıyla devam ettiği görülüyor. Milyonlarca Suriyeli’yi uyduruk iddialarla lekelemeye devam ediyor Şii Hizbullah örgütü.